Sesindeyim..🌿

🌕🌕Sen benim kahramanım, sen benim sözcüm, ve en çokta adaletim, şuan adaletinden yoksun adın geçtiğinde konusamadığım sözlerimsin ve de kahramansız kızınım artık🌑🌑

Advertisements

Anı Bırakalım “Fotoğraf”

Günümüzün en yaygın cümlesidir ” bir selfie cekelim, ınstaya koyalım” diye maalesef fotoğraf çekmeyi anı bırakmak yerine, başkalarına hava atmak için ceker olduk, özlüyorum ve de özeniyorum annemle babam’ın eski fotoğraflarına, baktığımda ne güzel pozlar ne güzel duruşlar var diyorum, ve bana eskiyi sevdiren de o fotograflar oldu. Şimdi ise sadece hayatımızda selfie var ha! olsun olmasın demiyorum, renk katıyor, hayatımıza renk katmak gerek bazen.

Birilerini kaybettiğin zaman anlarsın, fotoğrafların ne büyük nimet olduğunu sadece sana kalan o fotoğraf olduğunu, baktıkça o an hatırlansın diye. Nasıl çekildiğin gün gelir aklına,

Kaybettigin kişinin fotoğraflarını gerçekten varmış gibi yanında saklarsın, opersin özlediğini anlatirsin, gözyaşların damlar fotoğrafa, konuşursun onunla, tepkisiz gelir sana, bazen kızarsın,isyan edersin.. Fotoğraf iste anılara konu olan koynunda,kitaplarının arasında saklarsın, çerçeveye koyarsın gözünün göreceği, en güzel koseye koyarsın, ve de en gözün görebileceği yere, her gördüğünde konuş diye, uzun uzun bak diye ve hıçkıra hıçkıra ağla diye. Babam hep şöyle derdi eğer poz vermek istiyorsan kameraya çaktırmadan bak,biraz da uzaklara bak ki fotojenik çıksın hatta bazen sırf dediği çıksın diye ornek gösterirdi bana “bak iste böyle diye” babam’a donup “aman baba amma da inceledin alt tarafı bi fotoğraf “babam resmen fotoğraf sanatçısı gibi birşey! Bugünkü kafamdan geçen şeyleri aktarmış bulunmaktayım kendinize iyi bakın havalar soğuk usutmeyin!!

Mevzu Derinde “Çok Karışık” Kafalar

Yazamamak, şu aralar pek yazmaya vaktim olmuyor, yanlış anlamayın iş güç anlamında değil, kafam ve beynim yazmaya pek vakit ayıramamakta, şuan yazabiliyorum onuda anlamış değilim, yazamadığım günlere sayarsınız. Yaz mevsimini o kadar çok sevmeme rağmen bana iyi gelmediği çok net! Yazın hiçbirşey yolunda gitmiyor,kışında pek farksız değil ama bi nebze yaza göre iyi derim! Kış mevsimide benim içinde karanlık bir tünel, lambasız bir oda gibi gelir, galiba o ışık lambalar güneşsiz olmaktan, güneşi her insan gibi seviyorum dusunsenize,sabah uyandığınızda odanızın camından güneş ışınları yansıyor,ve her yer yeşil çiçekli felan kim sevmez ki yalnız o ışınlar da yaz ayını bana uğurlu getirememektedirler. Ha şeyde diyebilirsiniz “senin ki batıl inanç”. bende bilmiyorum batıl mı? Değil mi? Yaz mevsiminin Benden çok şey aldığı kesin. Bu yaz mevsiminin bende yarattığı psikolojik sıkıntılar, yorgunlukları, kalp kırıklarını, kafamda biriken ve çokça düşüncelere boğan olayları kışında oturup bende yarattığı kırıkları toplatmaya çalışıyor.. Neyse güzel şeylerden bahsedelim Bunları size anlatmam da garip, yılbaşı tam bileti 60 lira olmuş haberiniz var mı? Çıkın çıkın alın, ve aldıktan sonra derin derin hayallere dalın.. 60 lirayla bir villaya sahip olabilirsiniz, çocuklarınızı en iyi okullarda okutabilirsiniz,son model araba alabilirsiniz, ve ben zenginim diye etrafta kasım kasım kasılabilirsiniz! Ama taki elinizdekinin bir milli piyango olduğunu ve şansın da sizden olmadığını anlayana kadar, bu rüyadan uyanıp sabah işinize gidip aldığınız asgari ücrete zam gelicek mi? Diye Recep tayyip erdogan’ın vicdanına ve vereceği asgari ücretin ne kadar olacağını sabırsızlıkla bekleyin derim, sizinle beraber bende tabii! Günaydın asgari ücret.. Her neyse çok sacmaladım bugünde sizlere sevgililerimi yollar mutlu bir donem geçirmenizi temenni ederim

“Hatasız kul olmaz” der Orhan Gencebay!

Karakterin dogustan olduğuna inanmiyorum karakter insanoğlunun belli tercihler yaparak geldiği noktadır ancak öyle karakterimizi belirlediğimize inanıyorum, kişilik ve karakter ayrımını yapmamız önemli insanların toplumumuzun ancak tecrübe ede ede karakter sahibi olduğuna inanlardanım, yada inanın işte. Farkında mısınız? Baya bi ciddi konuşmuşum ilk girişte maalesef bu kadar ciddi olabiyorum, herneyse bazı insanlar yanlış yaptığı hatalardan ders çıkararak onu tecrübe haline getirirler yanı iyi anlamda tecrübe denebilir, buda kişiyi daha iyi karaktere sahip olmaya teşvik ediyor.. “Desteklersin desteklemezsin ben derim evladım” diyesim geldi şuan büyüklerimiz boyle konusur ve sonunda öyle derler ya “evladım” severim bu kelimeyi çok kaynatıyorum bugün, farkındayım nokta.

Umarım hayatta yaptığınız hatalardan iyi tecrübe çıkarmanız temenni ederim sevgili insanlık, yok ben insanım ben hata yapabilirim dersen de bu senin en doğal hakkın yada dur ne hakkı nerden çıktı, bu senin en doğal hatan desek yerimi evet öyle diyebilirim.. Her insan hata yapar, Hatasız kul olmaz der orhan gencebay gayet hata yapanları desteklekleyici ve avutucudur. Ben hata yapmadım, diyemem bence öğrenmenin en iyi yolu hata yapmaktan geçtiğine inananlardanım, her konuda değil ama.. Hatarınızdan ders çıkarmayı ,ve güzel tecrübeler çıkarmanız dileğiyle sevgili saygı değer wordfriendsler 🙈🙏😘

İçimdeki “50”

Ayy seni çok özledim word’m press’mm, ufak bir baş ağrısı ile sana yazmaktayım, bugün otobüs,yol derken baya bi yordu galiba kafamda hala biletleri okuyan o manyetik cihazın sesi geliyor, “tam” “öğrenci” diyen bir kadın sesi hala beynimde! Sonra otobustekilerin ic sesini duyar gibi oluyorum otobüse iki durak önce binen insanların rahatlığı, iki durak ilerde binenlerin çaresizliği, iki durak önce binmiş olmanın mutluluğunu yaşayan ben, haaa sizin için garip gelebilir “aman bi otobüs var bunda” diyebilirsiniz ama bilmiyorsunuz iste tam bi korku komedi filmi gibi her neyse bu konuyu çokta büyütmeyeceğim aman sıkılmayın malum milenyum çocuklarıyız..

Aramızda kalsın milenyum çocuklarını sevmemekteyim, eskiler her zaman güzeldir, eskici bir kız olarak eskide yaşamak isterdim mesela yazlık sinemalara gitmek, cay bahçelerine o güzel çiçekli elbiselerle bir arkadaş grubuyla gitmek, fotoğrafları sadece fotoğraf makinesiyle çekmek, fotoromanları gizli gizli okumak, babamın o kocaman resim albümünden yapmak, bozacının sokakta “bozaaacıııı” diye bağırmasıni duymak isterdim, kütüphaneden hocaların verdiği ödevleri yapmak için kütüphanedeki rafların hepsini kurcalamak,ne bilim ya yasamak isterdim.. Bana daha sıcak geliyor, ha şey de diyebilirsiniz her dönem’in kendine bir zorluğu vardır diyebilirsiniz hak da veriyorum mesela en büyük zorluğu sobalı evler,(ki hala öyle evler var,kestane ya!) lavabo musluğundan gelmeyen sular, gaz lambasıyla yanan evler(gaz lambasıyla ödevlerimi yaptığım günler olmuştur since 2005) benim için kıymetlidir o yıllar ozlemle dolu, aaa sanarsın bende 50 yaşındayım felan! Yok değilim 19 yaşını bitirmiş olup 20 olucam, içim 50 serseri gençlik dememe az kaldı şakadır,latifedir içimin kaç olduğunu bilmemekteyim yada ölçen bi alet var mıdır? bilemiyorum, herneyse sugarlar opuldunuz 😍

Evren ne cezalandıracak

Ara ara şöyle düşünüyorum, neden hep kötü şeyler iyilere oluyor aklım almıyor bazen veya ben mi rastlıyorum keşke rastlamasam, bazen iç sesim buna dur diyor evrenin cezalandıramadığı insanları ben cezalandırmalıyım diyorum sonra hayır boyle birşey olmamalı çünkü; onlar için de her güzel bir şeyin sonu olduğuna inanıyorum ve de allah’a evrene inanıyorum..

Kimseyi kafanda büyütmene gerek yok aslında. Sonra herkesi aynı kefeye koymaya başlıyosun, biri guvensizse herkes güvensiz olmaya başlıyor gözünde, o baktığın güzel pencerenden sadece sen güzel bakabildigine inanıyorsun garip,ilerde senin gibi aynı pencereden bakan insanlara gidebilirsin,umudunu kurarsın kafanda. Yanı o insanların baktığı umut bundan ibaret kendi dünyamızı kirleten insanlar olduk…. Der ve bu geceyi de boyle kapatırım umut dolu günlere!

Biz kadınız,ihtiyaç değil Bayım!

Son zamanlarda en çok da tanık olduğum ve de hayatımın belli noktalarında yaşadığım konudur, Evet belki de insanlar sıkıldı kadında kadın napalm yani diyen iç sesleri duyar gibiyim.. Maalesef kadının değeri bilinmedikce bende yazmaya söylenmeye devam edeceğim, her zaman atatürk’e ve babama kendimi bu konuda borçlu bilirim borç dediysekde bana verdiği bu hakkı savunmak ve ileriye taşımak… Elbette borcumu yarım bırakmıyacağım. Galiba herşey babamdan kaynaklandı, onun bana verdiği değeri annem’e verdiği değeri herkesten bekliyorum, bize öyle naif davranırdı ki babam kırılmayalım diye elinden geleni yapardı, bazen kızardı ama o kızgınlıkları hep birseyler anlatmak içindi. Diyebileceğim şudur ki; Kadına ne kadar su verirsen o kadar çok çiçek açacaktır, kendinden bilirim çünkü bende bir kadınım yada bir bayan siz ne demek isterseniz , Bu konuda çok feminen olabiliyorum, karşı koyamamaktayım bu duruma, neyse derim ve konuyu bitiririm 🍂🍂

Heyt altın kelebeğim benim!

Ulan ne altın kelebektir, her yıl bi farklı güzel oluyor hele de o ünlülerin giydiği elbiseler felan, kimin hayali değildir ki o sahneye çıkıp, kendisine faydası dokunan kişilere teşekkür etmek.. Yada ınstagram sayfasından elbisesini diktiği modacıyı etiketleyip minnettar kalmak evet! Buraya kadar velakin güzel ama ben ve şahsi düşüncelerim altın kelebeğin kim hakkettiğine bakarım, mesela en iyi komedi romantik dalında Hande Ercel’in ödül alması beni hayal kırıklığına uğratmıştır, sırf güzel diye halk oylamasından en çok oy ona çıkıyor, maalesef bu konuda toplumun kanayan yarasıyız canım wordpress! Çok isterdim benim gibi hayata bakan yada benim gibi dusunceler içerisinde olan insan topluluğunu, ülkemize verilecek en büyük fayda yaptığımız islerlerle meydana gelmektir.. Yani modacının diktigi elbise iyi hoşta, peki neden bu sahnedesin onu merak ederim ben.. Bazen kendi kendime neden boyle şeylere dahil oluyorum hic anlam veremiyorum derim, maalesef kafam,beynimde bu olası konulara karsı koyamıyor, Hey gidi altın kelebek seviliyorsun umarım en yakın zamanda toplum sanattan da o sahnenin hakkını verenleri görür! Thanks benden bu kadar günün anlam ve önemine zannedersin okulda 23 nisan töreni var,sonu böyle bitirmememeliydim😼😸